Eser Yenenler Çok Güzel Hareketlerden Ayrıldı Mı? Hadi Bunu Birlikte Çözelim
Hadi bakalım, durup dururken bir soru: “Eser Yenenler çok güzel hareketlerden ayrıldı mı?” İtiraf ediyorum, aklıma ilk geldiğinde kendimi bir anda bir dedektif gibi hissettim. “Eser Yenenler çok güzel hareketlerden ayrıldı mı?” sorusunu sormak, aslında büyük bir soru. Tıpkı bir arkadaşına, “Beni neden terk ettin?” demek gibi. Yani, bizim Eser’i o kadar izledik, o kadar güldük ki, bir anda böyle bir ayrılık haberi alınca… bir tuhaf oldum. Peki, gerçekten ayrıldı mı? Gelin, hep birlikte bu gizemi çözelim.
Eser Yenenler’in Ayrılığı: Şoktan Sonra Ne Yapmalı?
Bir sabah, İzmir’de bir kahve içiyor, üstüme de kazak çekmişim. Hani o kazaklar var ya, kolları biraz bol, yaka kısmı biraz uzun… Neyse. Twitter’a göz atarken birden, “Eser Yenenler çok güzel hareketlerden ayrıldı mı?” başlıklı bir tweet gördüm. O an bir durakladım, kahvem dökülme tehlikesi atlattı, kazak biraz daha sıkı oldu. “Eser Yenenler çok güzel hareketlerden ayrıldı mı?” şeklinde bir soruya yanıt ararken, eski “Çok Güzel Hareketler Bunlar” skeçleri gözümün önünden geçmeye başladı. 2010’ların başı, hepimiz gençtik, enerjimiz boldu. Kocaman bir ekran var, Eser Yenenler, Ozan Güven ve diğerleri orada, harika skecini yaparken biz evde kahkahalarla gülüyoruz. Eser’in veda etmesi, bir dönemi kapatmak gibi. Kısa bir süreliğine, Eser’in yerinde kimseyi göremeyeceğim gibi bir düşünce beliriyor aklımda.
İç Sesimle Yaptığım Diyalog
Ben: “Ya, bir dakika, Eser ayrıldı mı, yoksa ben mi yanlış anlamışım? Nerede kaldı o ‘Çok Güzel Hareketler’?”
İç sesim: “Bence doğru anlamışsın. Biraz büyüdü, hayatına yeni bir yön verdi. Bazen insanlar, doğrudan karizmasından bile ayrılabiliyor, senin de ayrıldığın anlar oldu.”
Ben: “Ayrıldım mı? Yani, ben bir kere hiç ayrılmadım ama… tamam, belki yanlış düşündüm.”
Eser’in Ayrılığı: Bizimle Ne İlgisi Var?
Bakın, Eser Yenenler’in “Çok Güzel Hareketler Bunlar”dan ayrılması, aslında sadece bir kişinin ayrılığı değil. Bence bir jenerasyonun ayrılığı. Bizim jenerasyonumuz, gençlik yıllarını o sahnelerdeki mizahıyla geçirdi. O zamanlar, hep birlikte gülüp eğlenirken, hayatın daha fazla şeye odaklanması gerektiğini bilmiyorduk. Yani, Eser’in ayrılışı, bizim de bir noktada kendi yollarımıza gitmemiz gerektiğini hatırlatıyor. “Eser Yenenler çok güzel hareketlerden ayrıldı mı?” sorusunu sadece bir program ayrılığı gibi görmek, biraz eksik olurdu. Bence bu, hayatın ne kadar hızlı değiştiğini anlamakla ilgili bir uyarıydı. Hani bazen bir şeyin değerini, kaybetmeden önce tam olarak anlamıyorsun ya… İşte tam olarak böyle bir şey.
Bir Sahnede Benim İçin Ayrılık
Aslında, “Eser Yenenler çok güzel hareketlerden ayrıldı mı?” sorusunu düşündükçe, biraz da kendimle ilgili bir şey fark ettim. Bir gün “güzel hareketler” yapan birine bakıyordum. Kendim de akşamları bir şeyler yazmaya çalışıyordum, ama o eski enerjimi kaybetmiş gibiydim. Biraz daha ‘olgun’ olmalıydım, değil mi? Eser’in ayrılığını, başka bir şekilde hissetmeye başlamışım. Yani, belki de Eser Yenenler’in ayrılması, bende de başka bir değişimi tetiklemişti. Yaşlanıyordum. Ya da belki biraz daha olgunlaşıyordum.
Eser’in Yeri Dolabilir Mi?
Peki, Eser Yenenler’in yerini kimse doldurabilir mi? Açıkçası, buradaki yanıt biraz karmaşık. “Eser Yenenler çok güzel hareketlerden ayrıldı mı?” diye sorarken, aynı zamanda o boşluğun birinin tarafından doldurulup doldurulamayacağını da düşünüyoruz. Yani, her şeyin bir zamanı var ama bazen bazı insanlar, gitmeleriyle de kalıcı bir etki bırakabiliyorlar. Hadi, Eser ayrıldı diyelim ama oradaki dinamiği değiştirecek birisi gelir mi? Yeni bir jenerasyon mu doğar? Bunu zaman gösterecek.
Kapanışta: Bize Eser Yenenler Yeter
Sonuçta, Eser Yenenler’in “Çok Güzel Hareketler Bunlar”dan ayrılması, sadece programın sonu değil, belki de biz gençlerin büyüdüğünü hatırlatan bir işaret. Bir dönem kapanırken, yeni bir dönemin habercisi oluyor. Bu konuda çok fazla düşünsem de, bence önemli olan, Eser’in gidişiyle bizi bıraktığı mirası unutmamamız. O miras, gülmenin gücü, hayatı ciddiye almadan yaşamanın değeri ve bazen küçük, komik şeylerden bile derin dersler çıkarabilme yeteneğiydi.