Bugün Netromakmakina sayfasında “Bornozlar kaç devirde” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.
Bornozlar Kaç Devirde? Bir Soru, Bir Hikâye, Bir Hayal Kırıklığı
Kayseri’nin soğuk kış akşamlarında, evin içi her zaman bir başka güzel olurdu. Duvarda asılı olan eski halıların üzerinde biriken buğular, karşımda oturan annemin sıcak çayı ve odamın köşesinde duran eski bornozlar, her şeyi daha sakin, daha huzurlu kılardı. Ama o gece, bornozların bana nasıl bir şeyler anlatmaya çalıştığını fark etmedim. O sıradan akşamda, “Bornozlar kaç devirde?” sorusu kafama düştü, ama bu basit soru aslında beni çok daha derin bir düşünceye sürükledi.
Hayatımda çok şey değişmişti. Hem Kayseri’deki sokaklarda hem de kendi içimde. Belki de bu yüzden, annemin o sıcak bornozunu giyerken kendimi daha güvende hissediyordum. Ama ya o soruya gelecek olursak? Bornozlar kaç devirdeydi?
Bornozlar Kaç Devirde? Sorusu Bir Yıldız Gibi Parladı
Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır. Kimisi bu dönüm noktasını bir iş değişikliğiyle, kimisi bir seyahatle, kimisi de yeni bir insanla tanışmakla yaşar. Benim içinse dönüm noktası, bir sabah, annemin ellerinde yeni aldığı bornozları giyerken “Bornozlar kaç devirde?” diye sormamla başladı. Basit bir soru gibi gelebilir, ama ben o sorunun ardında yatan duyguları anlamadan önce, bir daha asla eskisi gibi olamayacağımı fark etmemiştim.
Bornozları elime alıp, sıcak suyun altında çıkardığım buğulu buğulu görüntüleri izlerken, annem bana “Bunu iyi kullan, oğlum. Bornozlar bir yıkamada bile tükenebilir,” dedi. O kadar basit bir şeydi ki, ama birden içim burkuldu. Annemin bu sözleri, bana hep anlamlı gelmişti. Çünkü bir şeyin değerini, ondan ayrıldığında ya da kaybolduğunda daha iyi anlıyoruz. Bu bornoz, bana daha önceki günlerin o naif, masum zamanlarını hatırlatıyordu. Ama o an, bir şeyi fark ettim: Bornozlar kaç devirdeydi?
Bir Devir, Bir Hayal Kırıklığı
Hayatın bir devri gibi düşünmeye başladım. Bornozların kaç devirde olduğuyla ilgili içimden düşündükçe, eski çocukluk zamanlarım geldi aklıma. O zamanlar, annemle birlikte yapacağımız her şey mutlu ederdi beni. Birlikte yemek pişirirken bile mutlu olur, bornozları asarken bile sabırsızlanırdım. Ama zaman ilerledikçe, her şey değişti. Hep bir eksiklik, bir kaybolan zaman var gibi hissediyordum. Hep bir beklenti… Oysa aslında zamanın bir devirde nasıl döneceğini kimse bilmiyor.
O sabah, bornozları giyerken hissettiğim bu kaybolan zamanın boşluğunu, bir kayıp gibi hissediyordum. O eski evdeki huzurlu günlerin üzerinden yıllar geçmişti. Bir zamanlar her şey çok daha basitti; annemle sabah çayı içip birlikte gülüşmek, akşam yemeğini birlikte hazırlamak… Ama şimdi, işte o sabah, içimde biriken bu hisle yalnızdım. Bornozlar kaç devirdeydi?
Bornozları asarken, bir devirde, bir devirde daha kayboluyordu her şey. O eski sıcaklık, o eski duygular… Annenin sıcak elini hissetmek… O kaybolan yıllar geride kalıyordu. Geçen zamanın ve kaybolan eski günlerin ağırlığını daha da fazla hissediyordum.
Bir Gün, Bir Umut
Zamanla bornozlar ve devirlerin arasında bir denge bulmaya başladım. Belki de tüm bu devrin içine sıkışan hayat, gerçek anlamda “kaç devir” sorusuyla yanıtlanamıyordu. Bornozların kaç devirde olduğu kadar, her birimizin içindeki duygusal devrinin ne kadar önemli olduğunu da anlamaya başlamıştım. O an fark ettim ki, hayat bir bornoz kadar basit, ama bir o kadar da derindi. Her devrin içinde kaybolan bir şeyler vardı. Fakat her kaybolan zaman, yeni bir umut yaratıyordu.
Bu kaybolan zamanın içinde, annemin bana söylediği o sözler yankılanıyordu: “Bir şeyin değerini, ondan ayrıldığında ya da kaybolduğunda daha iyi anlıyoruz.” Bornozlar kaç devirdeydi? Belki de yaşam, her devrin içinde bir şeylerin kaybolmasıyla öğreniliyordu. Belki de her kaybolan şey, yenisinin başlamasına vesile oluyordu. O sabah, bornozları giyerken, eski zamanların hatırası, gelecekteki umutlarımdan daha parlak görünüyordu. Ama o an, her devirde bir kayıp, bir umut olduğunu kabul etmiştim.
İçimdeki eski bornozların dokusuyla, kaybolan zamanları düşündüm. Yıllar geçtikçe, her bir devri, her bir hatıra şekil alıyordu. Bu devirler arasında kaybolanları hatırladıkça, aslında hayatın ne kadar değerli olduğunu fark ettim.
Sonuç: Bornozlar Kaç Devirde?
Bir bornozun kaç devirde olduğunu düşündüğüm o sabah, içimde bir şeyler değişti. Zamanın içinde kaybolan bir sürü şey olsa da, her kaybolan şeyin yerine bir yenisinin gelmesi gerektiğini düşündüm. Bornozlar kaç devirdeydi? Belki de hayatın her anı, her devri, yeni bir umudu ve kaybolan bir zamanı ifade ediyordu. Her devir bir kayıptı, ama aynı zamanda bir kazanç da vardı. O sabah, bornozlar kadar basit, ama bir o kadar derin bir sorunun cevabını içimde buldum: Zamanla kaybolan her şeyin yerini, yeni umutlar alacak.