İçeriğe geç

Deniz börülcesi neye iyi gelir ?

Kayseri’nin Soğuk Sabahları ve İçimde Biriken Sessizlik

Kayseri’de sabahlar her zaman biraz sert başlar. Camın kenarına vuran soğuk, sanki gece boyunca içimde biriken düşünceleri de uyandırır. Yirmi beş yaşındayım ve kendimi çoğu zaman yarım kalmış bir cümle gibi hissediyorum. Defterlerim dolu ama içimde anlatamadığım daha çok şey var.

O sabah da öyleydi. Ev sessizdi. Annem mutfakta çay koyarken çıkan bardak sesi bile uzak bir hatıra gibi geliyordu. Ben ise odamda, yarım kalmış bir yazının başında, pencereye bakıyordum. Dışarıda gri bir gökyüzü vardı. Sanki şehir bile konuşmak istemiyordu.

O gün içimde tuhaf bir özlem vardı. Ne olduğunu adını koyamıyordum ama eksik bir şeyin varlığı omuzlarıma oturmuştu. Sonra annem seslendi:

“Pazardan deniz börülcesi aldım, bugün onu yapacağım.”

O cümle sıradan bir yemek cümlesi gibi başlamıştı ama benim içimde bir yer hemen kıpırdadı. Çünkü o bitkiyi ilk kez o yaz tatilinde görmüştüm. Ve o yaz, hayatımın en kırılgan yazıydı.

Deniz Börülcesiyle İlk Tanışma

Bugün sizlerle “Deniz börülcesi neye iyi gelir” konusunda işinize yarayabilecek bilgileri paylaşacağız.

O yazı hatırladıkça içimde bir şey sıkışır. Üniversite sınavını kazanmıştım ama içimde beklediğim sevinç yoktu. Sanki herkes benden mutlu olmamı bekliyordu ama ben nerede durduğumu bile bilmiyordum.

Dayımlarla Ege’ye gitmiştik. Deniz ilk kez o kadar yakındı bana. Tuz kokusu, rüzgârın saçlarıma yapışması, ayaklarımın kumda batışı… Hepsi yeni bir dünyanın kapısı gibiydi.

Bir akşamüstü sahil kenarında küçük bir lokantada oturmuştuk. Garson tabakların arasına yeşilimsi, parlak bir şey koydu. İlk defa görüyordum. Dayım gülerek “deniz börülcesi” dedi.

O an içimde bir şey değişmişti. Sanki o yeşil dallar, uzun süredir içimde büyüyen suskunluğu yıkıyordu. Tadına baktığımda tuzlu, ekşi ve canlı bir şey hissettim. Hayat gibi… biraz sert ama gerçek.

O gün defterime şunu yazmıştım: “Bazı şeyler denizden çıkınca bile toprağa ait değilmiş gibi hissediyor. Ben de öyleyim.”

Geri Dönüş ve Eksilen Şeyler

Kayseri’ye döndüğümde deniz çok uzak kalmıştı. Ama asıl uzak olan deniz değilmiş gibi hissediyordum. İçimdeki rahatlık geri gelmemişti.

Üniversiteye başladım. İnsanlar, dersler, beklentiler… Her şey bir yarışın içindeydi. Ama ben çoğu zaman o yarışın dışında kalmış gibi hissediyordum. Arkadaşlarım planlar yaparken ben sadece dinliyordum.

Bazen akşamları yürürken kulağımda deniz sesi hayal ediyordum. O tuzlu rüzgârı tekrar hissetmek istiyordum. Ama şehir buna izin vermiyordu. Beton, sessizliği bile keskin hale getiriyordu.

O dönemlerde içimde sık sık aynı soru dönüp duruyordu: “İnsanın iyi hissetmesi için gerçekten neye ihtiyacı var?”

Cevap bulamıyordum.

Deniz Börülcesi Neye İyi Gelir? Sadece Bir Bitki Değil

Annem mutfakta deniz börülcesini ayıklarken yanına oturdum. Ellerinin hareketi çok sakindi. Sanki yıllardır aynı ritmi tekrar ediyordu.

“Deniz börülcesi neye iyi gelir biliyor musun?” dedi.

Başımı salladım ama aslında bilmiyordum.

“Temizler,” dedi. “Vücudu hafifletir. İçini açar.”

O an garip bir şekilde sustum. Çünkü “içini açar” kelimesi bende bambaşka bir yere dokundu. Sanki sadece bedeni değil, insanın içinde biriken ağırlıkları da hafifletiyordu.

Benim içimde o kadar çok ağır şey vardı ki… Söylenmemiş cümleler, yarım kalmış hayaller, ertelenmiş kararlar.

O gün annemin yaptığı salatayı yerken ilk kez fark ettim: Bazı şeyler sadece yemek değil, hatırlatıcıydı. Deniz börülcesi bana denizi, özgürlüğü ve biraz da kendimi hatırlatıyordu.

İçimdeki Fırtınalar ve Küçük Umutlar

Sonraki günlerde garip bir şey oldu. Her deniz börülcesi gördüğümde içimde küçük bir kıpırdanma hissediyordum. Sanki hayat tamamen ağır değilmiş gibi…

Ama bu his uzun sürmüyordu.

Bazen geceleri odamda oturup pencereden dışarı bakarken yine aynı boşluk geri geliyordu. İnsan bazen iyi bir an yaşasa bile, içindeki eksiklik onu hemen geri çekiyordu.

Bir arkadaşım bana “neden bu kadar düşünüyorsun?” demişti.

Cevap veremedim. Çünkü düşündüğüm şeyler kelimelere sığmıyordu.

Ama şimdi anlıyorum ki o dönem aslında kendimi arıyordum. Ve deniz börülcesi bile o arayışın küçük bir parçasıydı.

Bir Sofranın Etrafında Değişen Şeyler

Bir akşam ailece sofradaydık. Ortada zeytinyağlı deniz börülcesi vardı. Limon sıkılmış, rengi daha parlak hale gelmişti. Tabak sofranın ortasında duruyordu ama sanki sadece yemek değil, bir hatıra da oradaydı.

Babam konuşmuyordu. Annem her zamanki gibi sofrayı toparlamaya çalışıyordu. Ben ise o yeşil dallara bakıyordum.

Bir anda içimde bir şey çözüldü. Belki de ilk defa, her şeyin mükemmel olmasına gerek olmadığını düşündüm.

Hayatımın düzelmesini beklerken aslında küçük anların içinden geçen iyileşmeleri kaçırıyordum.

Deniz börülcesi o an bana bunu anlatıyordu. Sessizce, bağırmadan.

Yalnızlık, Kabulleniş ve Tuzun İzleri

Yalnızlık kötü bir şey değilmiş aslında. Bunu zamanla anladım. Ama yanlış yaşandığında insanı içten içe tüketiyor.

Ben çoğu zaman yalnızlığı yanlış yaşıyordum. Kaçıyordum, bastırıyordum, görmezden geliyordum.

Deniz börülcesi ise bana tam tersini öğretti. Doğadan geldiği gibi sade, olduğu gibi tuzlu ve gerçekti. Üzerindeki tuz bile gizlenmiyordu.

Belki de insanın iyileşmesi için önce kendini saklamayı bırakması gerekiyordu.

Bu düşünce içimde ağır ağır yer etti. Bir anda olmadı. Tıpkı denizden kopup sofraya gelen o bitki gibi, zamanla oldu.

Deniz Börülcesi ve Kendime Yazdığım Son Not

Bir gece defterimi açtım. Uzun zamandır yazmıyordum. Kalem elimde ağır geliyordu ama yine de yazdım.

“Bazen insan kendini bir bitkide bile bulabiliyor. Tuzlu, basit ve gerçek bir şeyde. Belki de iyileşmek dediğimiz şey, büyük bir değişim değil, küçük bir fark ediştir.”

O an gözlerimi kapattım. İçimde büyük bir çözülme yoktu ama küçük bir rahatlama vardı.

Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızarken ben artık biraz daha farklı hissediyordum.

Sonra Hiçbir Şey Bir Anda Değişmedi Ama…

Hayatım dramatik bir şekilde değişmedi. Sorunlarım bir anda bitmedi. Ama içimde bir yer yumuşadı.

Artık deniz börülcesine sadece bir yemek gibi bakmıyordum. O, bana hatırlattığı şeylerle birlikte vardı: deniz, yaz, uzaklık, içsel hafiflik…

Bazen bir tabak yemek bile insanın iç dünyasında iz bırakabiliyor.

Ve ben bunu geç fark ettim.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, o yeşil dalların bana sadece bir bitkiyi değil, kendime dönmeyi öğrettiğini görüyorum.

Kayseri’nin sert rüzgârı hâlâ yüzüme vuruyor ama artık içimde o rüzgârı karşılayan bir sakinlik var.

Ve belki de en önemlisi, bazı şeylerin gerçekten “içini açtığını” artık biliyorum.

“Deniz börülcesi neye iyi gelir” ile ilgili bu kapsamlı rehberi tamamladık. Netromakmakina olarak daha fazlası için buradayız!

Sitemizden Önerilen: İngilizcede Adele ne anlama gelir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hlitonbet güncel